11 Ocak 2014 Cumartesi

KÜÇÜK, ŞİRİN, MUTLU BİR ÜLKE İSTİYORUM - 2

BÖLÜM 2: TARIM

Bu cümleyi çok sevdiğim ve değer verdiğim bir ağabeyimin tıpkı senelerdir beni azarlayan Başbakan gibi ekonomi, siyaset, istikrar ile ilgili azarlamalarına ve dahası "Siz daha ne istiyorsunuz ki?" anlamına çıkan sorgusu üzerine kurdum.
Evet, ben küçük, şirin ve mutlu bir ülke istiyorum. "Bunlaaaarrrr Türkiye'nin büyümesini istemiyorlarrrr" diye eleştirileceğimi bile bile üstelik. Ama bilmedikleri bir şey var. Bunu sandıkları gibi çiçekler, böcekler, lay lay uçarılığıyla değil istatistiksel, bilimsel, matematiksel, sosyal gerçeklere dayanarak istiyorum.

Ben 90'lı yıllarda gittim ilkokula. İyi bir sınıf öğretmenim vardı. Bizi sürekli "Türkiye tarımda kendi kendine yetebilen nadir ülkelerdendir çocuklar" diyerek eğitti. Bugün çarşıya pazara gittiğimde kuru fasulyenin kilosunun 16 TL olmasının nedenini Çin'deki aşırı yağış ve sellere bağlanmasını çok anlayamıyorum o yüzden. 
Peki ne değişti 20 yılda? Neden her şeyi üreten bir ülkeden her şeyi dışarıdan alan bir ülke haline geldik. Rakamlar muhakkak biliyordur.


2000’li Yıllarda Hububat Üretimi (Bin ton)
Yıllar
Toplam
Buğday
Arpa
Mısır
Çeltik
2000
32.249
21.000
8.000
2.300
350
2001
29.571
19.000
7.500
2.200
360
2002
30.831
19.500
8.300
2.100
360
2003
30.807
19.000
8.100
2.800
372
2004
34.154
21.000
9.000
3.000
490
2005
36.472
21.500
9.500
4.200
600
2006
34.643
20.010
9.551
3.811
696
2007
29.257
17.234
7.307
3.535
648
2008
29.287
17.782
5.923
4.274
753
2009
33.577
20.600
7.300
4.250
750
2010
32.749
19.660
7.240
4.310
860
2011
35.202
21.800
7.600
4.200
900
2012
33.377
20.100
7.100
4.600
880
Kaynak: TÜİK

2000’li Yıllarda Bakliyat Üretimi (Bin ton)
Yıllar
Toplam
Nohut
Kuru
Fasulye
Kırmızı Mercimek
Yeşil
Mercimek
2000
1.182
548
230
280
73
2001
1.328
535
225
460
60
2002
1.510
650
250
500
65
2003
1.437
600
250
485
55
2004
1.453
620
250
480
60
2005
1.433
600
210
520
50
2006
1.431
552
196
580
42
2007
1.265
505
154
508
27
2008
855
518
155
106
25
2009
1.101
563
181
275
27
2010
1.235
530
213
422
25
2011
1.132
487
201
380
26
2012
1.191
518
200
410
28
Kaynak: TÜİK

2000’li YıllardaSebze Üretimi (Bin ton)
Yıllar
Kuru Soğan
Karpuz
Kavun
Domates
2000
2.200
3.940
1.865
8.890
2001
2.150
4.020
1.775
8.425
2002
2.050
4.575
1.820
9.450
2003
1.750
4.215
1.735
9.820
2004
2.040
3.825
1.750
9.440
2005
2.070
3.970
1.825
10.050
2006
1.765
3.805
1.766
9.855
2007
1.859
3.797
1.661
9.945
2008
2.007
4.002
1.750
10.985
2009
1.850
3.810
1.679
10.746
2010
1.900
3.683
1.612
10.052
2011
2.141
3.864
1.648
11.003
2012
1.668
4.022
1.689
11.350
Kaynak: TÜİK

Tabloya bakıldığında son 10 yılda az da olsa artan bir grafik var gibi gözüküyor üretimde. Verim de artmış gözüküyor üstelik. Yani daha az topraktan ya aynı miktarda ya da daha fazla ürün elde etmişiz. Peki nasıl oluyor bu iş? Cevabı Öcü Teknoloji... Eskiden anneannem domatesi biberi tohumluk bırakıyoz derdi anlamazdım. İçindeki tohumunu saklar ertesi sene tekrar ekerdi. Şimdi ne yapıyoruz peki? Monsanto'dan alıyoruz tohumu. Hem daha hızlı büyüyor, hem böcekten daha güçlü oluyor hem de soğukta üşümüyor domateslerimiz. E biraz lezzetsiz tabi, kokusu yok eskisi gibi. Pardon daha pahalı bir tohum çeşidinde yapmış Monsanto'daki abiler, onun kokusu da var :) yersen.  (isteyen bakabilir ne yediğimize, açıklamasında lezzetli demiyor dikkat ederseniz, nakliyeye dayanıklı diyor) http://www.tarimtedarik.com/urun/elegro-f1-domates-fidesi---oturak-tip.aspx


Tabi şimdi çıkıp "Bizim tohumlar kuvvetsiz. İhraç etmek için ithal tohum kullanmak zorundayız" diyen arkadaşlara kısaca şöyle demek istiyorum. Yamuk yumuk, rengi gerçek ve lezzetli domates yemek istediğimde lüks tüketim yapmış oluyorum ben bu ülkede. Doğada yetişen bitkinin standardı mı olur yahu. 220-230 gr diye domates mi olur? Varsın tüm Dünya insan sağlığına zararı şimdiden tespit edilemeyen hibrit tohumlarla üretilmiş sebzeler istesin. Ben anneannemin bahçesinde yetişen yamuk yumuk pembe domatesi istiyorum. Ayrıca domates en fazla ihraç ettiğimiz yaş sebze meyve ürünü olmasına rağmen 2012 yılında 561bin 997 ton ihraç etmişiz. Toplam üretim ise 11 milyon 350 bin ton. Ruslar, Almanlar, Bulgarlar, Ukraynalılar (en fazla ihracat yaptığımız ülkeler) beğenmiyor diye ektiğimiz sütü bozuk domateslerin sadece %4,95'lik bir bölümünü ihraç etmişiz yani. Hibrit olmayan tohum kullandığın zaman (anneannem gibi) seneye tohuma para vermiyorsun. Ama hibrit tohum ithal ettiğin zaman her sene yeni ürün çıkarttığı için firmalar daha da fazla para ödüyorsun. Sizce de burada bir saçmalık yok mu? 


Tarım bakanı bunlara sürekli "Şehir Efsanesi" diyor. Açıkçası bir bitki doğalında kendi tohumunu bedavaya üretirken, aynı bitkiyi üretmek için laboratuarlarda o bitkiyi başka bir bitki ile tozlaştırarak yapay canlılar üretmek bana daha saçma bir Şehir Efsanesi gibi geliyor. Hatta bu insanlığın akıl tutulmasıdır bana göre. Ayrıca hepimiz biliyoruz ki At ile Eşşek çiftleştiğinde ortaya çıkan hayvana nasıl dişisi at diye bu attır demeyip KATIR diyorsak, dişisi domates olup erkeğini sadece  üreten laboratuarın bildiği bir bitkiye de domates diyemeyiz. Eskiden nasıl sucuklar pişirilmeden baharatlarla yapılırken isimleri sucuktu da şimdi pişirildikleri için isimleri "Isıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün" ise bu hibrit tohumlardan elde edilen yaratıklara da "Domates benzeri ürün" denmeli.

Çok dağıttım konuyu toparlayayım. Türkiye nüfusu hızla arttırılan bir ülke. (Bence Dünya için bu kadar insan tamamdır. Dahasına gerek yok ama neyse :) 2000 yılı Türkiyesi 67.803.927 kişiyken, 2012 yılı 75 627 384 kişi. Neredeyse 8 milyon boğazı dışarıdan ithal ederek beslemişiz. Bunun karşılığında 12 yılda 25 milyon dekar tarım arazisini kaybetmişiz. Kafasında canlandıramayan futbolseverler için geliyor tam 3 milyon 125 bin FUTBOL SAHASI ! Peki Küçük, şirin ve mutlu bir ülke olmak için ne yapmalı. Temelde işin kolayına kaçmazsak çok da zor değil lezzetli, yerli üretim ürünlerle beslenmemiz. Sadece bir parametre bile mantık hatasını anlatıyor tarımdaki. 10 Senede Tarım Bakanlığı Veteriner, Gıda Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Su ürünleri Mühendisi olarak 22085 kişi istihdam etmiş. İçişleri Bakanlığı'nın 10 senede aldığı polis sayısı 110606 kişi ve emin olun bunların arasında çok sayıda iş bulamayan ziraat mühendisi de var.  Eğere devletimiz ülkemizin yetişmiş ziraat mühendislerinden sokağa çıktığımızda kafamıza gaz atmalarını değil de tarımla uğraşmalarını sağlarsa o zaman daha mutlu bir ülke olacağımız kanısındayım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder