6 Ocak 2014 Pazartesi

KÜÇÜK, ŞİRİN, MUTLU BİR ÜLKE İSTİYORUM - 1

BÖLÜM 1: EKONOMİ


Bu cümleyi çok sevdiğim ve değer verdiğim bir ağabeyimin tıpkı senelerdir beni azarlayan Başbakan gibi ekonomi, siyaset, istikrar ile ilgili azarlamalarına ve dahası "Siz daha ne istiyorsunuz ki?" anlamına çıkan sorgusu üzerine kurdum.
Evet, ben küçük, şirin ve mutlu bir ülke istiyorum. "Bunlaaaarrrr Türkiye'nin büyümesini istemiyorlarrrr" diye eleştirileceğimi bile bile üstelik. Ama bilmedikleri bir şey var. Bunu sandıkları gibi çiçekler, böcekler, lay lay uçarılığıyla değil istatistiksel, bilimsel, matematiksel, sosyal gerçeklere dayanarak istiyorum.

Türkiye Dünya'nın 18. büyük ekonomisi.



Bu ölçüm gayri safi milli hasıla baz alınarak yapılıyor. Yani temelde ülkeyi bir şirket gibi düşünürsek bunu ciro olarak ele alabiliriz.
Bu grafik yıllardır aşağı yukarı böyle zaten. Yani bizim bir kapasitemiz var. Zira 2013 yılının grafiği ile 1980 yılının grafiği arasında Dünya'daki genel büyümeye bakılacak olursa doğru orantılı bir yükselişimiz var.


Ancak dış borç stoğumuz maalesef doğru orantılı değil.


Ama bunun yüzde 68.7'si özel sektörün borcu bizi ilgilendirmez ki diyen abi ve ablalarıma Mortgage Krizinde Amerikan Senatosu'nun "Bu bankaların borcu bizi ilgilendirmez ama bunları kurtarmazsak ekonomi çökecek." şeklindeki kararını hatırlatırım.
Ekonomideki durumu örnekle özetleyeyim. Diyelim ki asgari ücretle çalışan benim cebimde 2000 yılında kredi yoktu. Kazandığım para ile geçiniyordum. Alım gücüm düşük, hayalleriyle yaşayıp hiçbirine kavuşamayan biriydim. Şu anda hayallerimin bir kısmına sahibim. Ancak cebimde her ay sadece asgarisini ödediğim 4 kredi kartım var. Hepsi de 1000 TL limitli. Yani alım gücüm yükselmiş değil mi? Tabi sıkıştıkça, hacizler geldikçe hanımın bileziklerini de okuttuk.(35.5 Milyar $ özelleştirme yaptım.) Ama grafiğe dökersek tıpkı Türkiye gibi kazanmadan harcamışım, üretmeden tüketmişim. Tabi X bankasından aldığım krediyi de Y bankasından aldığım başka bir kredi ile bitirmişim. Bunun da havasını kayınpedere atıyorum sürekli (İMF'ye borcum bitti diye) (bkz. http://www.dunya.com/turkiye-gune-borclu-uyandi-191823h.htm)
Şimdi gelelim küçük,şirin,mutlu ülke hayalime. Ben ülkemin Uluslar arası ortamda dönen gri paralarla döndürülen büyük bir ekonomi olmasındansa (Halkbank'taki İran Ambargo paraları bkz. http://ekonomi.milliyet.com.tr/trafigin-perde-arkasi/ekonomi/ydetay/1814544/default.htm)
Senelerdir bani, kendini sağlama al, kenarda paran bulunsun öğütleriyle büyüten memur emeklisi ailemin ekonomik politikasını içime daha çok sindiriyorum açıkçası. Zira senelerdir evlerimizde dedikodusunu yaptığımız insanlar elinden bol para geçince kolay para kazandığını zannedip iflas ettiklerinde büyük travma yaşayan insanlar. Ülkelerin de ekonomisi benzer parametreler taşıyor. Tıpkı annemin yakındığı, "Asgari ücretle çalışıyor elinde son model cep telefonu!" örneğinde olduğu gibi yönetilmeyen bir ekonomi istemek küçük bir ülke istemek anlamına geliyorsa eğer evet küçük bir ülke istiyorum.
Bu bölümün sonunda her şeyin büyük ekonomi olmaktan geçmediğini kanıtlayan birkaç grafik göstermek isterim.
İnsani gelişmişlik endeksinde Türkiye 90. sırada.
Ekonomik olarak 4 basamak gerimizde Polonya 39,
Ekonomik olarak 7 basamak gerimizde Arjantin 45,
Ekonomik olarak 18 basamak gerimizde Malezya 64,
Ekonomik olarak 21 basamak gerimizde Şili 40. sırada.



 Ekonomisi büyük olmak iyi şartlarda yaşayan insanları olan ülke olmak anlamına gelmiyor. Kısacası ekonomik çapımız neyse onu yaşayalım. Küçük bir ülke olmak anlamına gelse bile...

Kaynakça;

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder