BÖLÜM 1: EKONOMİ
Bu cümleyi çok sevdiğim ve değer verdiğim bir ağabeyimin
tıpkı senelerdir beni azarlayan Başbakan gibi ekonomi, siyaset, istikrar ile
ilgili azarlamalarına ve dahası "Siz daha ne istiyorsunuz ki?"
anlamına çıkan sorgusu üzerine kurdum.
Evet, ben küçük, şirin ve mutlu bir ülke istiyorum.
"Bunlaaaarrrr Türkiye'nin büyümesini istemiyorlarrrr" diye
eleştirileceğimi bile bile üstelik. Ama bilmedikleri bir şey var. Bunu
sandıkları gibi çiçekler, böcekler, lay lay uçarılığıyla değil istatistiksel,
bilimsel, matematiksel, sosyal gerçeklere dayanarak istiyorum.
Türkiye Dünya'nın 18. büyük ekonomisi.
Bu ölçüm gayri safi
milli hasıla baz alınarak yapılıyor. Yani temelde ülkeyi bir şirket gibi
düşünürsek bunu ciro olarak ele alabiliriz.
Bu grafik yıllardır aşağı yukarı böyle zaten. Yani bizim bir
kapasitemiz var. Zira 2013 yılının grafiği ile 1980 yılının grafiği arasında
Dünya'daki genel büyümeye bakılacak olursa doğru orantılı bir yükselişimiz var.
Ancak dış borç stoğumuz
maalesef doğru orantılı değil.
Ama bunun yüzde 68.7'si özel sektörün borcu bizi
ilgilendirmez ki diyen abi ve ablalarıma Mortgage Krizinde Amerikan
Senatosu'nun "Bu bankaların borcu bizi ilgilendirmez ama bunları
kurtarmazsak ekonomi çökecek." şeklindeki kararını hatırlatırım.
Ekonomideki durumu örnekle özetleyeyim. Diyelim ki asgari
ücretle çalışan benim cebimde 2000 yılında kredi yoktu. Kazandığım para ile
geçiniyordum. Alım gücüm düşük, hayalleriyle yaşayıp hiçbirine kavuşamayan
biriydim. Şu anda hayallerimin bir kısmına sahibim. Ancak cebimde her ay sadece
asgarisini ödediğim 4 kredi kartım var. Hepsi de 1000 TL limitli. Yani alım
gücüm yükselmiş değil mi? Tabi sıkıştıkça, hacizler geldikçe hanımın
bileziklerini de okuttuk.(35.5 Milyar $ özelleştirme yaptım.) Ama grafiğe
dökersek tıpkı Türkiye gibi kazanmadan harcamışım, üretmeden tüketmişim. Tabi X
bankasından aldığım krediyi de Y bankasından aldığım başka bir kredi ile
bitirmişim. Bunun da havasını kayınpedere atıyorum sürekli (İMF'ye borcum bitti
diye) (bkz. http://www.dunya.com/turkiye-gune-borclu-uyandi-191823h.htm)
Şimdi gelelim küçük,şirin,mutlu ülke hayalime. Ben ülkemin
Uluslar arası ortamda dönen gri paralarla döndürülen büyük bir ekonomi
olmasındansa (Halkbank'taki İran Ambargo paraları bkz. http://ekonomi.milliyet.com.tr/trafigin-perde-arkasi/ekonomi/ydetay/1814544/default.htm)
Senelerdir bani, kendini sağlama al, kenarda paran bulunsun
öğütleriyle büyüten memur emeklisi ailemin ekonomik politikasını içime daha çok
sindiriyorum açıkçası. Zira senelerdir evlerimizde dedikodusunu yaptığımız
insanlar elinden bol para geçince kolay para kazandığını zannedip iflas
ettiklerinde büyük travma yaşayan insanlar. Ülkelerin de ekonomisi benzer
parametreler taşıyor. Tıpkı annemin yakındığı, "Asgari ücretle çalışıyor
elinde son model cep telefonu!" örneğinde olduğu gibi yönetilmeyen bir
ekonomi istemek küçük bir ülke istemek anlamına geliyorsa eğer evet küçük bir
ülke istiyorum.
Bu bölümün sonunda her şeyin büyük ekonomi olmaktan
geçmediğini kanıtlayan birkaç grafik göstermek isterim.
İnsani gelişmişlik endeksinde Türkiye 90. sırada.
Ekonomik olarak 4 basamak gerimizde Polonya 39,
Ekonomik olarak 7 basamak gerimizde Arjantin 45,
Ekonomik olarak 18 basamak gerimizde Malezya 64,
Ekonomik olarak 21 basamak gerimizde Şili 40. sırada.
Kaynakça;



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder